|
Kendisinin
fakirlikten hiçbir zaman kurtulamayacağını bilen ve oğluna kapalı kapıları
açmak için elinden geleni yapmış olan babasının sevgiyle dolu ve cesaret verici
sözleriyle Boole Latince'yi tek başına öğrendi. Bunun için babasının bir
arkadaşı olan küçük bir kitapçıya başvurmuş, fakat bu adamcağız da çocuğa
Latince'nin ilk gramer kurallarını açıklayabilmişti. Boole on iki yaşına
geldiği zaman Horace'ın bir şiirini İngilizce'ye çeviri yapabilecek kadar Latince'yi
öğrenmişti. Çeviri tekniğini bilmeyen baba, oğluyla gurur duyduğu için, bu
çeviriyi bulundukları yerin yöre gazetesinde yayınlatır. Okulda büyük bir
gürültü kopar. Bu gürültünün bir kısmı iyi ve bir kısmı da kötü yöndeydi.
Klasikler öğretmeni, on
iki yaşındaki bir çocuğun böyle bir çeviriyi yapabileceğini bir türlü kabul
etmiyordu. Bu çevirideki bazı yanlışlıklardan mahcup olan Boole, dilbilgisi
eksikliklerini tek başına doldurmaya karar verdi. Bu sırada Yunanca'ya da
başlamıştı.
Boole'un babası, oğluna
okulunun üstünde matematik dersleri vermiş ve optik aletlerin yapımıyla
ilgisini arttırmıştı. Fakat Boole, hala klasik çalışmalarının yüksek mevkilerin
anahtarı olduğunu düşünüyordu. Okulu bitirdikten sonra ticaret derslerini izledi.
Fakat, bu derslerin umduğu gibi bir faydası olmadı. On altı yaşına gelince
fakir ailesine yardım etmek gerektiğini anladı. Bu nedenle de bir ilkokulda
ders vermeye başladı. Bu öğretmenliği tam dört yıl sürdü. Fakat, rahat bir
yaşama kavuşamamıştı. Serbest meslekte çalışmayı düşünüyordu. Asker ve hukukçu
da olamazdı. İçinde bulunduğu öğretmenlikte pek iç açıcı değildi. Geriye papaz
olmak kalıyordu. Dört yıllık öğretmenliği süresince Fransızca, Almanca ve
İtalyanca dillerini de tam olarak öğrenmişti.
Sonunda Boole, tutacağı
yolu buldu. Babasının ona vermiş olduğu ilk matematik dersleri artık meyvesini
vermeye başlamıştı. Boole, yirmi yaşına gelince bir özel okul açtı. Burada
matematik öğretmesi gerekiyordu. Babasından aldığı derslerin faydasını gördü. O
zamanın el kitaplarını gözden geçirdi. Önce hayretle incelediyse de, sonra
onlardan tiksindi. Acaba büyük matematikçiler neler yapmışlardı? Abel ve Galois
gibi, büyüklerin kitaplarını okudu. Fazla bir matematik bilgisi olmayanların
okuyup anlayamayacağı kesin olarak bilinen Laplace'ın "Gök Mekaniği"
ni hiç kimsenin yardımı olmadan okuyup anladı. Lagrange'ın "Analitik
Mekanik" adlı eserini tam anladı. Artık, kendisinin yolunu çizmişti. İlk
ilmi çalışması olan değişim hesabı yayınlandı. Yine tek başına çalışmasının
ürünü olan invaryantları keşfetti. Zaten bu invaryantlar olmasaydı, rölativite
(bağlılık) kuramı olmazdı. Cebirsel denklemlerdeki boşlukları doldurdu.
Boole'un yaşadığı
dönemde, bir dergide adamın olmadığı sürece bir çalışmanın yayınlatılması
olanaksızdı. Boole, bu bakımdan şanslıydı. Çünkü, 1837 yılında, İskoçya'lı
D.F.Gregory adında bir matematikçi , "Cambridge Mathematical Journal"
adında bir dergi çıkarıyordu. Boole, derginin müdürüne çalışmalarının birkaçını
verdi. Gregory bu çalışmaların orijinalliğini ve yazış biçimini çok beğendi.
Yazıları yayınladı. Böylece, iki matematikçi arasında dostça bir arkadaşlık ve
mektuplaşmalar başladı ve hayatları boyunca sürdü.
Modern cebir kavramı,
Peacock, Herschel, De Morgan, Dabbage, Gregory ve Boole sayesinde yerini aldı.
Boole, sembol ve işlemleri kullandı. Başlangıçta oldukça çok gürültü kopardı
ama, sonunda yerine oturdu. Boole, de Morgan'ın hem hayranı ve hem de büyük bir
dostuydu. İngiltere'deki büyük matematikçilerle ya kendisi doğrudan ya da
mektupla haberleşiyordu. 1848 yılında "Mantığın Matematik Analizi"
adlı bir çalışmasını yayınladı. Bu eser, matematikte yeni bir çığır açmış ve
Boole da kesin bir üne kavuşmuştu. Bu broşür, de Morgan'ın da takdirlerini
topladı. Bu eser, bundan altı yıl sonra ortaya çıkacak olan bir çalışmanın
müjdecisi olacaktı.
Boole'a, Cambridge'e
gidip eski temellere dayanan matematik derslerini okuması önerildi. O bunları
dinlemedi. İki büklüm bir vaziyette ailesini geçindirmek için öğretmenliğe
devam etti. Tüm bunlara karşın, araştırmaları ve konferanslarıyla ünü günden
güne yayılıyordu. İrlanda'da Cork kentinde Queen's College yeni açılmıştı. Bu
ün ona bu College'e 1849 yılında matematik profesörü olarak atanmasını sağladı.
Fakirlikten gelen Boole, kendine açılan bu olanakların değerini bildi. Bu arada
kayda değer eserler yayınladı. 1834 yılında, mantık ve olasılıklar üzerine
büyük bir eser yayınladı. Bu sırada tam otuz dokuz yaşındaydı. Bu kadar derin
orijinallikte bir eser meydana getirmesi için oldukça gençti. Sürekli çalışıyor
ve yeni yeni buluşları gerçekleştiriyordu. Fakat, Boole'un bu matematiği uzun
bir süre ilerletilmedi. 1910 ile 1913 Yılları arasında Whitehead ile Russel,
Boole'un bu çalışmasını yeniden işlediler. Sembolik mantığın amansız düşmanı
Cantor'dur. Bu kuramı çok eleştirmiştir. Halbuki, bu kuram onun kuramına da
yardım ediyordu.
Eserlerinin
yayınlanmasından sonra çok yaşamadı. Marie Everest ile evlendi. Gitmeye söz
verdiği bir konferansa yetişmek için yağmurlu bir günde sırılsıklam olup
yakalandığı bir zatürreden 8 Aralık 1864 günü elli yaşında öldü. Daha sonra
karısı Marie Boole, onun fikirlerini içeren "Boole Psikolojisi" adı
altında yayınlanan broşürde onu anlatır. O, çok büyük bir eser verdiğinin farkında
olarak öldü.
|